Davranışsal Finans: Rakamların Arkasındaki İnsan Doğasını Çözmek

Davranışsal Finans: Rakamların Arkasındaki İnsan Doğasını Çözmek

Kur hareketleri çoğu işletmede “haber” gibi takip edilir: “Bugün dolar kaç oldu?” Oysa kur, özellikle ithalat maliyeti veya döviz geliri olan firmalarda bir haber değil; kârlılığa doğrudan etki eden bir operasyonel değişkendir. Bu nedenle kur riskini doğru yönetmek, piyasa tahmini yapmak değil; ölçmek, sınırlamak ve disiplinli bir süreç tasarlamak anlamına gelir.


Kur riski yönetimi iki temel soruyla başlar: “Hangi vade aralığında ne kadar döviz pozisyonum var?” ve “Bu pozisyon kârlılığımı hangi kur seviyelerinde bozar?” Bu sorulara cevap vermeden yapılan her korunma hamlesi, iyi niyetli olsa bile ya gereğinden pahalıya mal olur ya da riski tam kapatmaz.


Uygulamada en sık gördüğümüz hata, korunmayı tek bir enstrümana sıkıştırmaktır. Oysa forward, opsiyon, swap veya VİOP işlemleri; vade yapısı, nakit akışı ve marj dinamikleri dikkate alınarak seçilmelidir. İyi bir hedge planı, sadece “kur artarsa ne olur?” senaryosuna değil, “kur düşerse ne olur?” sorusuna da cevap verir. Çünkü hedef spekülasyon değil, öngörülebilirlik sağlamaktır.


Sağlam bir kur riski yaklaşımı, şirketin fiyatlama disiplinini de güçlendirir. Maliyetlerinizin hangi kısmının dövizle, hangi kısmının TL ile oluştuğunu net görmek; satış tekliflerinden stok planlamasına kadar her kararı daha isabetli hale getirir. Sonuçta kur riski yönetimi bir finans departmanı işinden çok, şirketin tamamına yayılan bir “karar kalitesi” standardıdır.

Paylaş:

Önerilen Yazılar