Şirketlerde Kur Riski Yönetimi: Spekülasyon ile Yatırım Arasındaki İnce Çizgi

Şirketlerde Kur Riski Yönetimi: Spekülasyon ile Yatırım Arasındaki İnce Çizgi

Banka hazinelerinden reel sektörün üretim sahalarına kadar her alanda gördüğüm bir yanılgı var: Birçok firma sahibi, döviz kurları üzerine tahmin yürütmeyi "finans yönetimi" zanneder. Oysa finans yönetimi, öngörüden ziyade riskin tanımlanması ve kontrol altına alınması disiplinidir. Benjamin Graham, finans dünyasının başucu eseri Akıllı Yatırımcıkitabında harika bir ayrım yapar: "Yatırım, analizler sonucunda anaparanın güvenliğini ve tatminkar bir getiriyi vaat eden işlemdir. Bu şartları karşılamayan işlemler spekülatiftir."

Bugün Senka Kurumsal’da, şirketinizin geleceğini kur spekülasyonlarına kurban etmemek için "Kur Riski Tespiti ve Net Döviz Pozisyon Yönetimi"ni, ekonomi literatürünün ışığında ele alacağız.

Kur Riski Nedir Sorusuna Sadun Aren’in Penceresinden Bakmak

Kur riski sadece "Dolar artarsa borcum artar" basitliğinde bir denklem değildir. Prof. Dr. Sadun Aren, 100 Soruda Para ve Para Politikası kitabında, paranın sadece bir değişim aracı değil, aynı zamanda bir "değer saklama aracı" olduğunu vurgular.

Şirketiniz için Kur Riski; işletmenizin gelecekteki nakit akışlarının, varlıklarının ve borçlarının, referans para birimi (genelde TL) karşısında değer kaybetme ihtimalidir. Aren’in işaret ettiği gibi, konvertibilite (paranın altına veya dövize çevrilebilirliği) şartlarının serbest olduğu ekonomilerde, kur dalgalanmaları piyasanın doğasında vardır. Bunu yok saymak, yağmurun yağmayacağına inanarak şemsiyesiz dışarı çıkmaya benzer.

Teşhis: Bilançonuz "Kısa Devre" mi Yapıyor?

Forex Piyasalarına Giriş gibi teknik kaynaklarda sıkça rastladığımız, ancak reel sektörün bazen gözden kaçırdığı bir kavramla durumu analiz edelim: Açık Pozisyon (Short Position).

Şirketinizin "Net Döviz Pozisyonu"nu hesaplarken şu formülü kullanırız:

Net Döviz Pozisyonu = (Döviz Varlıklar + Alacaklar) – (Döviz Yükümlülükler + Borçlar)

Eğer döviz borçlarınız varlıklarınızdan fazlaysa, finans literatüründe buna "Short" yani açık pozisyon denir. Paul Krugman, Bunalım Ekonomisinin Geri Dönüşü adlı eserinde, Asya krizini incelerken firmaların bilançolarındaki bu dengesizliğin, yerel para birimi değer kaybettiğinde nasıl bir "iflas sarmalı" yarattığını anlatır. Krugman’ın dediği gibi; "Krizler geri döner." Önemli olan sizin bu “geri dönen” krizlere hangi pozisyonda yakalandığınızdır.


Çözüm: Kumar Masasından Kalkıp Yönetim Masasına Oturmak

Peki, ne yapmalı? Senka Kurumsal reçetesi şudur:

1-    Doğal Korunma (Natural Hedge): Uluslararası Ticaret teorilerinde de belirtildiği gibi, en sağlıklı yöntem döviz girdileriniz ile çıktılarınızı eşlemektir. İhracat yapmıyorsanız, dövizle borçlanmak (faizi düşük olsa bile) Graham’ın tanımıyla "spekülasyon"dur.

2-    Vade Yapısının Önemi: Forex Piyasalarında Teknik Analiz kitaplarında vurgulanan "Trend" kavramı, şirket nakit akışında da geçerlidir. Sadece tutarın değil, ödeme vadelerinin döviz girişinizle uyumlu olması gerekir.

3-    Davranışsal Tuzaklardan Kaçınma: Finansal kararlar çoğu zaman psikolojik eğilimlerden etkilenir. Kur lehinize hareket ettiğinde bunu “başarı”, aleyhinize döndüğünde ise “piyasa koşulları” olarak görmek yaygın bir yanılgıdır. Oysa amaç kâr tahmini yapmak değil, öngörülemezliği yönetilebilir hale getirmektir. 

Sonuç: Pusulasız Okyanusa Açılmayın

Ekonomi, Sadun Hoca’nın dediği gibi, “toplumsal ilişkilerin bütünüdür” ve bu ilişkiler sürekli değişir. Necmettin Özarslan olarak tavsiyem; şirketinizin kârlılığını döviz kurlarının insafına bırakmamanızdır.

Riski tespit etmek, onu yönetmenin yarısıdır. Diğer yarısı ise doğru enstrümanları kullanmaktan geçer. 

Sağlıklı, bol kazançlı ve "hesaplanabilir" riskler aldığınız günler dilerim.


Yazar : Necmettin Özarslan


Paylaş:

Önerilen Yazılar